New Page 1
FOSFATLARIN ET EMÜLSİYONUNDAKİ ETKİLERİ
Et
emülsiyonu, katı yağ parçacıklarının, su ve birçok lifli parçacıkların içinde
dağılmasıyla oluşur; lifli parçacıklar, bağ doku ve kas demetleridir.
Emülsiyonun gerçek tanımı ise normalde birbiriyle karışmayan iki sıvının (yağ ve
su gibi) oluşturduğu kararlı yapıdır. Kararlı bir emülsiyon elde edebilmek için,
birbiriyle karışmayan bu iki sıvı fazın emülsifiye edici bir ajana ihtiyacı
vardır. Emülsifiye edici ajanlar yağ moleküllerinin birleşmesini önlemek için,
yağlar ve su arasında dağılırlar. Et proteinleri, et emülsiyonunda emülsifiye
edici ajan rolündedir. Aslında et emülsiyonu, kararlılığı proteinlerin su tutma
kapasitesi ve bağlama kapasitesine bağlı olan bir protein matrixi şeklinde
düşünülebilir.
Eğer
doğru katkı maddeleri kullanılır ve doğru prosesler uygulanırsa, tütsü
odalarındaki pişirme işleminden sonra da devam eden bir emülsiyon
oluşturulabilir.
Fosfatlar sosis üretiminde, tavuk ve deniz ürünlerinin su kaybetmesini önlemede
kullanılır. Fosfatların et emülsiyonunun kararlılığını sağlamada çok çeşitli ve
önemli katkıları vardır. Fosfatların et emülsiyonunda pH’ a, iyonik kuvvete,
protein ekstrasyonuna, divalent katyonların bağlanmasına, metal iyonlarının
bağlanmasına ve viskoziteye etkileri vardır.
Fosfatlar ve pH:
Fosfatlar hem suyun hem de etin pH’ sına etki ederler. Tablo 1’ de çeşitli
fosfatlarla oluşturulan % 1 lik solüsyonların pH değerleri görülmektedir.
Fosfatların etteki pH’ yı değiştirme etkileri, suya yaptıkları etkiden daha
azdır. Bunun nedeni etin buffer oluşturma kapasitesidir. Alkalin fosfatlar
seçilen fosfatın türüne bağlı olarak, etin pH değerini 0,1 – 0,6 yükseltirler.
Etin pH’ sını en çok arttıran pyrofosfatlardır, sonra tripolyfosfatlar ve
hexametafosfatlar gelir. Aslında hexametafosfatlar, natürel olarak kabul
edilirler ama genellikle diğer fosfatlarla birlikte kullanılarak sinerjist etki
yaparlar.
Asit
fosfatlar et sistemlerinde pH değerini düşürürler.
Tablo 1. % 1 lik Fosfat
Solüsyonlarının pH Değerleri
|
fosfat |
pH |
|
Tetrasodyumpyrophosphate |
10,2 |
|
Sodyumtripolyphosphate |
9,8 |
|
Disodyumorthophosphate |
8,8 |
|
Sodyumoplyphosphate |
7,0 |
|
Sodyummetaphosphate |
6,5 |
|
Monosodyumortophosphate |
4,4 |
|
Sodyumasidpyrophsophate |
4,2 |
Et Emülsiyonlarının Su Tutma Kapasitesi:
Etin
su tutma kapasitesi en çok pH’ ya bağlıdır. Proteinler ne kadar çok su
tutarlarsa, o oranda çok çözündükleri için, su tutma kapasitesinin et
proseslerindeki önemi büyüktür. Etin su tutma kapasitesi, proteinlerin
izo-elektronik noktasında (pI) minimumdur. pI, protein zincirindeki bütün
grupların elektrik yüküne sahip olduğu pH değeridir. Bu pH değerinde, peptid
zincirinde eşit sayıda eksi ve artı yüklü grup olduğu için, tuzlarla kurulan
bağlar maksimum düzeydedir ve net yük sıfırdır. Etin pI noktası yani su tutma
kapasitesinin minimum olduğu noktadaki pH değeri 5.0 – 5.4’ dür ve bu değer de
rigor motrisden sonraki pH’ dır.
pH’
nın proteinlerin pI noktasının üzerine çıkması veya altına düşmesi, peptid
zincirindeki yük dengesini bozmasından dolayı su tutma kapasitesinin artmasına
neden olur. Net yükün eksi veya artı olması, protein zincirindeki aynı yükü
taşıyan grupların birbirini itmesine neden olur, bu itme gücü iki mıknatısın
aynı kutuplu iki ucunun birbirini itmesine benzetilebilir.
Bu
itme kuvvetinden dolayı oluşan boşluk su tarafından doldurulur.
Fosfatlar ve İyonik Kuvvet:
Fosfatlar, et karışımlarının iyonik kuvvetini de etkiler. İnorganik fosfatlar
suda iyonize olur ve polyelektrolitleri oluştururlar. Bu iyonizasyon,
proteinlerdeki artı yüklü grupları kaplar ve elektrostatik itme gücüne yol açar.
Yine itme gücüyle oluşan boşluk, proteinlerin su bağlaması için daha fazla yer
demektir, bunun sonucunda su tutma kapasitesi artar. Bu özellik daha çok
tripolyfosfatlar ve hexametafosfatlar gibi uzun zincirli gruplar için
geçerlidir. Fosfatların oluşturduğu bu etki, fosfatların pH’ ya yaptıkları etki
gibi düşünülebilir ama aslında farklı şeylerdir çünkü, uzun zincirli fosfatlar,
bütün zincir boyunca suyu tutabilecek sayısız yükü barındırırlar.
Protein Ekstrasyonu ve Çözünme:
Et
emülsiyonu oluşurken, proteinler kas liflerinden ekstrakt edilir ve bu
proteinler emülsiyonda çözünür. Bu ekstrasyon, yüksek iyonik kuvvet ve pH’ ya
bağlıdır. Parçalama ve karıştırmanın da etkisiyle, çözünen proteinler kas
hücreleri ve yağ parçacıkları arasında yayılır ve pişirme sırasında karışıma
denature olur ve koyulaşır, kas demetleri ve yağ parçacıkları etrafında jel
oluştururlar. Meydana gelen bu jel et emülsiyonundaki matrixin kararlılığını
arttırır. Tetrasodyumpyrofosfat, etteki proteinin ekstrakt edilmesindeki etkisi,
iyonik kuvvet ve pH’ ya yaptığı etkilerden daha fazladır.
Fosfatlar ve Divalent Katyonlar:
Fosfatların ayrıca divalent katyonları bağlama özelliği de vardır. Divalent
katyonlar et proteinlerinde doğal olarak bulunur. Özellikle kalsiyum kas
demetlerinin kasılıp gevşemesinde rol aldığı için, et proteinlerindeki, oranı
fazladır. Divalent katyonlar bitmiş etin kalitesini etkilerler. Kalsiyum,
magnezyum ve demir gibi divalent katyonlar, sert sularda da bulunurlar ve su
tutma kapasitesini düşürürler.
Fosfatlar ve Metal İyonları:
Metaller, yağların oksidasyonunda rol oynayan katalizörlerden biridir. Metaller
suda, kullanılan ekipmanlarda ve etin kendi yapısında bulunur. Örneğin, demir
miyoglobinde oksijen bağlama görevindedir. Fosfatlar metallerle reaksiyona
girerek, onları kendi zincirlerine bağlarlar. Böylece tam olarak antioksidant
olamasa da oksidasyona katalizörlük yapan metalleri etkisiz hale getirdiği için,
oksidasyonun önlenmesinde önemli görevi vardır.
Et Emülsiyonlarının Viskozitesi:
Fosfatlar et proseslerinde fizyokimyasal açıdan da önemlidir. Örneğin, fosfatlar
et karışımlarının viskozitesini düşürürler. Bu özellik, parçalama ve karıştırma
aşamalarında önemlidir çünkü bu işlemler sırasında açığa çıkan sürtünme
enerjisi, et karışımının sıcaklığının artmasına neden olur. Sıcaklıktaki bu
yükselme karışımın kararlılığının azalmasına ve karıştırma süresinin azalmasına
yol açar. Karıştırma süresinin azalması, yağ moleküllerinin daha küçük
parçacıklara ayrılamaması anlamına gelir. Ama viskozitenin düşmesi, parçalama
işleminin daha kolaylaşmasını sağlarken, sürtünmeden dolayı açığa çıkan sıcaklık
artışını da azaltır.
Fosfatlar ve Renk Pigmentleri:
Alkalin fosfatlar, etteki renk pigmentlerinin ısıya karşı kararlılığını
arttırırlar. Böylece pişirme işleminden sonra da pembe rengin üründe kalmasını
sağlar.
Fosfatlar ve NaCl (sofra tuzu):
Et
emülsiyonlarına eklene tuz, fosfatların fonksiyonlarının artmasını sağlar. Tuz
ve fosfatlar arasındaki bu sinerjistik etki, daha fazla pH değişimi, daha fazla
proteinin çözünmesi ve daha fazla su tutma kapasitesi anlamına gelir.
REFERANSLAR:
-
Ellinger, R.H. “ Phosphates as Food Ingredients
“ ,CRC, Clevelend, 1972
-
Fennema, Owen R. “ Food Chemistry “, Marcel
Dekker Inc., New York, 1996
-
Knipe, C.Lynn “ Encyclopedia of Food Science,
Food Technology and Nutrition”, Academic Press Limited, London, 1992
-
http://www.ag.auburn.edu/~ckerth/671/Lipid%20Oxidation.pdf
-
http://www.foodproductdesign.com/archive/2002/0202DE.html
Işıl Çeki
GMT / Teknik Satış